Bizimhikayelerimiz Forum - Powered by vBulletin



Sayfa 1/2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: HİKAYE YAZMA TEKNİKLERİ

  1. #1

    boranaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sermuharrir


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    06.11.2007

    Üyelik No: 709



    Mesaj sayısı:
    343

    Tecrübe Puanı:
    12

    HİKAYE YAZMA TEKNİKLERİ


    ARKADAŞLAR BEN BUNLARI EKLİYECEM DAHA AYRINTILI BİLGİLERE ULAŞAN OLURSA LÜTFEN EKLESİN SİTEDE BULUNMASI GEREKENLERDEN BİR BİLGİ SONUÇTA BU SİTE HİKAYELERE DAYANIKLI TEŞEKKÜRLER

  2. #2

    boranaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sermuharrir


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    06.11.2007

    Üyelik No: 709



    Mesaj sayısı:
    343

    Tecrübe Puanı:
    12

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    Senaryo nedir ?...

    *Göstermeyi esas alan bu nedenle, yazım biçimi, kurgulama, zaman, mekan ve diyaloglar gibi teknik açıdan farklı nitelikler taşıyan yazıdır.

    *Diğer edebi türlerden farklıdır ama bütün edebi türler gibi; sanatçı kişilikle ortaya çıkar....

    Sanatçı kişiliğin kaynakları

    .Öğrenim, kültür, aile ve toplum

    .Hayat tecrübesi

    .Araştırma ve gözlem

    .Görsel düşünme ve yazabilme



    Bir Senaryoda Bulunması Gereken Temel Unsurlar

    Kitlesellik: Çok kişi tarafından anlaşılma ve beğenilme.

    Popülerlik: Güncel sorunları hissettirme, duygusal yönden cezbetme ve asgari müştereklerde buluşma.

    Özlülük: Özlü ve somut bir yazım biçimi benimseme, sadece görülen ve işitilenler yer verme, ekranda aktarılamayan şeylerden kaçınma ve dramatik işlevi olmayan sahneleri çıkarma.

    Mantıklılık: Olaylar ve olayların sıralanışında mantıklı ve tutarlı olma, dramatik yönden kanıtlanamayan rastlantı ve olaylara yer vermeme.

    Görsellik: Görsel yönün detaylı ve somut biçimde yazılması ("Bir kez görmek, bin kez işitmekten iyidir")


    İşitsellik: Diyalog dışında, ses, müzik ve efektin olanaklarını kullanma.

    İlginçlik: Konunun ilginç olması.

    Seyirciyi göz önünde bulundurma: Önemli olan seyircinin hissettikleridir. Seyircinin olaya katılımı sağlanmalı. Ancak seyircinin olayları istediğimiz gibi algılayacağı ya da yorumlayacağı konusunda garanti yoktur.

    Gerçekçilik: Olayların gerçek haliyle yansıtılmasını ya da gerçek olaylardan yola çıkılmasını değil, filmdeki olayların izleyiciye gerçekçi gelmesi anlamında gerçekçilik.

    İnanılırlık: Somut olayların inanılır biçimde sunulması ve karakterlerin kişiliklerine uygun biçimde davranmaları.

    Didaktiklikten kaçınma: Senaryo ders vermeye başladığında itici olur. Yargınızı doğrudan izleyiciye bildirmektense, izleyicinin bu yargıya ulaşacağı bir öykü yapısı kurulmalıdır.


    Sürekli İlerleme Yasası


    Senaryoya bir yapı/yapılanma olarak bakılabilir. Bu yapının bir başı, ortası ve sonu vardır.

    Giriş-Gelişme-Sonuç

    Baştan sona doğru gelişmeyi sağlayan bir dinamizm gerekmektedir. Yani yapı kurulurken, sürekli ilerleme yasası göz önünde tutulmalıdır. Sürekli ilerleme yasası, öykünün bir amacı, hedefi olması gerektiği ilkesidir.


    İlerleme Çizgisi

    Üçlü yapıda en az iki temel dönüm noktasına ihtiyaç vardır. İlk temel dönüm noktası, başlangıç bölümünde yer alır ve çatışmanın kilitlenmesidir. İkinci temel dönüm noktası ise orta bölümün sonunda ya da sonuç bölümünün basında yer alır ve çatışmanın çözülmesidir. Kısacası, giriş bölümünde sorun ortaya konulur, gelişme bölümünde çeşitli boyutlarıyla sergilenir ve sonuç bölümünde çözülür.



    Giriş

    .İzleyicinin dikkatini yakalayıp, ilerleyen öyküye katılımını sağlar.

    .Öykünün gelişimi ile ilgili heyecan ve meraklar oluşturur.

    .Giriş bölümünde ana karakterlerle tanışıp, onlarla ilgilenmeye başlarız.

    .Bu bölümde yapılan açıklamalarla, öyküyü anlamaya yardımcı olan genel bilgileri elde ederiz.

    .Ayrıca filmin dünyası, üslubu, niteliği ve atmosferi ile tanışırız.

    .Öyküyü başlatan sorun, yani çatışma ile bu bölümde tanışırız. Film boyunca ilginin ayakta kalması açısından önemlidir.

    .Giriş bölümünün diğer bir özelliği, burada alt/yan olay çizgilerinin tohumlarının atılmasıdır..Giriş bölümünün süresi sınırlıdır. Fazla uzatılmamalıdır


    Gelişme


    Gelişme bölümünün iki görevi vardır. Bir yandan girişin başarılı biçimde devamını getirmeli, öte yandan da sonuca/doruk noktaya doğru uzanan bir köprü oluşturmalıdır.

    .Gelişme bölümü, bir dizi karmaşık ilişki, kriz, çatışma, yan olay ve benzeri güçlükler aracılığıyla, beklentilerimizi yoğunlaştırarak ilgimizi daha derinden ele geçirir ve sürdürür.

    .Tüm bunlar, çatışmanın çözümünün kolay olmayacağı konusunda bizi ikna etmelidir.

    .Bu bölümde değişik kriz/bunalımlara yer verilir. Kahramanın çatışmayı çözmeye yönelik her hamlesi kriz/bunalım’dır. Bunlar, çatışmayı daha da gerginleştirir; neden-sonuç ilişkileriyle ilerlemelidir.


    Sonuç


    .Giriş’te vaat edilenlerin gerçekleştiği bölümdür.

    .Sorun ve çatışmanın çözülmesiyle öykü sona erer.

    .Sonuç bölümünde doruk nokta yer almaktadır

    .Doruk nokta=zorunlu sahne(obligatory scene)

    .Zorunlu sahne, kahramanla rakibin karşı karşıya geldiği sahnedir. Bu sahne, adı üstünde zorunludur. Sonuç bölümünde yer alması gerekir.

    .Bu genellikle rakipler arasındaki en son ve en görkemli karşı karşıya geliştir.


    Senaryo (Drama) Unsurları


    Çatışma

    Filmin itici gücüdür. Senaryoya başlarken önce çatışmayı saptamakta yarar var.

    Çatışma, öncelikle bir problem demektir. Metne bir problem saptanır. Senaryo metni, zaman zaman daralan, zaman zaman da genişleyen bir problem olarak görülebilir.

    Çatışma mutlaka çözülmelidir.

    Çatışma, temelde iki ya da daha fazla gücün karsılaşmasıdır.

    Değişik türlerinden söz edilebilir:

    -İnsanın insanla çatışması

    -İnsanın doğayla çatışması

    -İnsanın kendisiyle çatışması

    -İnsanın toplumsal çevre ile çatışması




    Çatışma iki anlamda bulunur:

    -En genel anlamıyla bir zıtlıklar ağı olarak: iyi-kötü, doğa-kültür gibi.

    -İkinci anlamıyla ise çatışma, bir öykü çizgisi başlatandır. Çözüm bekleyen bir durumdur.

    -Aşılması gereken bir engel

    -Yanıt verilmesi gereken bir meydan okuma

    -Giderilmesi gereken bir sorun

    -Ortadan kaldırılması gereken bir tehdit

    -Verilmesi gereken bir karar

    -Kurtulunması gereken bir baskı

    -Yeniden kurulması gereken bir denge vs...

    Çatışmanın doğurduğu bu amaç, çoğu kez hem karakterin, hem de öykünün amacı olarak gözükür.


    Doruk Nokta

    Doruk Nokta, genellikle filmin sonunda yer alır.

    Örneğin bir düello ya da bir final müsabakası.

    Senaryo dendiğinde akla gelmesi gereken ilk iki şeyden birisi çatışmaysa, diğeri de doruk nokta olmalıdır.

    Olay örgüsünü oluştururken doruk nokta daima göz önünde tutulmalıdır.

    Doruk nokta, mutlaka birilerinin ölmesini gerektirmez.

    Çoğunlukla zorunlu sahne'den meydana gelir. Mutlaka fiili bir durum olmalıdır. Sözle ya da diyalogla geçiştirilmemelidir. Çözüm izleyicinin zihninde tamamlanmaya bırakılmamalıdır, mutlaka gösterilmelidir.


    Tema

    Her senaryoda bir tema vardır. Tema, senaryoda sunulan ana düşüncedir. Bu genellikle yaşamla, onun anlamıyla ya da insanlık durumuyla ilgili bir düşüncedir. Bu aynı zamanda, yazarın savunduğu ya da iletmek istediği bir düşüncedir.

    Tema genellikle evrensel konularla ilgilidir: Aşk, cesaret, hırs, ölüm, yabancılaşma, sorumluluklar...

    Tema, kısa tanımlamalarla karsımıza çıkar:

    -Aşk, her şeye kadirdir.

    -Tüm insanlar kardeştir.

    -Suç, cezasız kalmaz.

    -Savaş, bir cehennemdir.

    -Aşk acısının ilacı yoktur.

    -Kadere karşı çıkılamaz.

    -İyiler daima kazanır.

    -Kıskançlık, insanın yıkımına neden olur

    -Acımasız ihtiras insanı yıkıma sürükler


    Temanın etkili sunuluşu için, tema filmin bütünü tarafından tanımlanmalıdır. Bir film sadece "savaş bir cehennemdir" demez. Bize savaşın bir cehennem olduğunu gösterir.



    Karakter

    Senaryo yazarlığında karşılaşılan en büyük sorunlardan bir tanesi etkin ve ilginç karakterler geliştirme sorunudur.

    Öykü, çatışma içindeki karakterlerin eylemlerinden doğduğu için karakter geliştirme meselesi son derece önemlidir. Karakterler doğruysa, öykü doğal olarak onların oluşturdukları yapı içerisinde gelişir. Karakterler doğruysa, olayları kontrol altına almaya ve kendi öykülerini yazmaya başlarlar.

    Burada seyirci ilgisi ve özdeşleşme de önemlidir. Psikolojik bir süreç olan 'başkalarının duygularını anlayabilme' ve özdeşleşme yoluyla, karakterlerle sıkı bir ilişki içine gireriz.


    Format


    Amerikan


    Diyaloglar 7.5 santimetre genişliğindedir ve sayfanın tam ortasına yerleştirilir. Tanım bölümleriyse (mizansenler) 15 santimetre genişliğinde bütün satıra yayılır. Karakter isimleri ve çeşitli talimatlar büyük harfle yazılır ve bu talimatların tümüne "sluglines" denir. Her metin parçasından sonra bir satır boşluk bırakılır. Bu metin parçası, bir "slugline", bir sahne ya da aksiyon tasviri, diyalog, "KESME" ya da"YUMUSAK GEÇİŞ" gibi bir not olabilir.



    Fransız


    Sayfa ikiye bölünür ve bir tarafına diyaloglar, öbür tarafına da diyalog dışında yazılması gereken şeyler, mizansen yazılır.



    Fransız Formatı Örneği


    Kavaklı Köyü’nün tepeden genel çekimi,
    Köy meydanı genel çekim
    Kamera masada oyun oynayan grubu görür
    Birinin eli yakın plan


    .......................KEMAL - Sıra kimde?
    .......................ALİ - Mahmut hadi
    .......................MAHMUT – Bekle hele…


    Amerikan Formatı Örneği



    Dış-Gündüz-Otelin Yazıhanesi:

    KEMAL-OTEL SAHİBİ ALİ DAYI
    Otelin yazıhane bölümü Kemal sırtı dönük, Ali Dayı tam karşıda.

    ALİ DAYI
    Hoşgeldiniz, buyrun beyim…

    KEMAL
    Bir oda istiyorum.

    ALİ DAYI
    Odamız çok, şanslısın. Dün kasabanın pazarıydı, bir tek yerim bile yoktu… Pekiiii çok kalacak mısın?

    KEMAL
    Belli değil.

    ALİ DAYI
    Eh sen bilirsin. Ben deftere yazayım da? (Sayfaları karıştırır, temiz sayfa bulur) Adın, soyadın?

    KEMAL
    Kemal Öngören



    Öykü, Sinopsis ve Tretman

    Senaryonun alt yapısını oluşturur. Senaryo öyküsünün 3-5 sayfalık hali için sinopsis sözcüğü kullanılır.

    Sinopsis, Yunanca'da "bir bakışta okunabilen demek". Bize yapılması planlanan filmin bir sayfada özetini verir. Bu özeti verirken de diyaloglara, ayrıntılı sahne betimlemelerine vb. yer vermez. En kısa ve genel haliyle filmin konusunu, filmde olup bitenleri anlatır.


    Sinopsis genellikle iki paragraftan oluşur: Birinci paragrafta; olayların geçtiği yer ve zaman, genel durumun bir betimlenişi, ana karakterler, filme ivme kazandıran sorunsal ya da çatışma konusu yer alır. İkinci paragrafta, çatışmayı ilerleten ya da şiddetlendiren temel bunalım ve krizler, bütün bunların ilerlediği doruk nokta ve çatışmanın çözülme biçimi yer alır.


    TRETMAN: “Senaryonun 10-15 sayfalık özeti" olan tretmanın sinopsisten asıl farkı, "filmde neyin, nasıl anlatılacağını" belirlemesidir.



    Sahne ve Sekans

    Filmler, sahne ve sekanslardan oluşurlar

    Sahne; zaman, mekan, olay, tema/motif, içerik, kavram ya da karakter gibi araçlarla birleştirilmiş, tek ve kesintisiz bir dramatik eylem içeren bir birimdir. Genellikle birbirleriyle ilgili bir çekimler dizisinden oluşur. Ancak tek bir çekimden de oluşabilir.


    Sekans ise, birbiriyle ilişkili olan sahnelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Sekansı oluşturan sahneler, farklı olayları ele almakla birlikte, sekans kendi içinde yine de bir bütünlüğe sahiptir


    Sahnenin işlevi


    Sahnelerin temel işlevleri arasında şunları sayabiliriz:

    Mekan oluşturmak, atmosfer yaratmak, tema ya da tez sunmak, karakter ya da ilişkiler hakkında açıklama yapmak, bir olay çizgisini başlatmak, ilerletmek ya da sonlandırmak...

    Zaman ve mekan geçişleri için ise genellikle kısa ara sahneler kullanılır.

    Bazen de gerilimi düşürmek ve izleyiciyi rahatlatmak için dinlenme sahneleri konulur.

    Bazı sahnelerin işlevi, hızlı bir kurguya yaslanarak, gerçekte çok uzun süreleri kapsayan olayları kısa görüntülerle özetlemektir.


    Belli başlı yanlışlar

    Sondaki boşluk duygusu

    Mantıksız rastlantılar

    Sonuç bölümündeki hatalar

    Açıklamalı diyalog (tasvir)

    Kişilerin yanlış kullanılması

    Gerçeğe aykırılık

    Zayıf öykü ve dramatik yapı

    Olacakları önceden duyurma

    DİKKAT!!!

    Senaryolar edebi metin değildir. Tasvir ve uzun uzadıya anlatımlar yer almaz.

    Çekimi gerçekleştirecek teknik ekibe kılavuzdur.

    Senaryonun hedef kitlesi okuyucu değildir. Yapımcı, yönetmen, teknik görevli ve oyuncudur.

    Senaryoda oyuncunun iç konuşması (monolog)’ndan çok diyaloglar yer almalı

    NOT

    “İyi bir senaryodan kötü bir film yapılabilir,ama kötü bir senaryodan asla iyi bir film yapılamaz”


    /////MEHMET ÖNDER//////

  3. #3

    boranaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sermuharrir


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    06.11.2007

    Üyelik No: 709



    Mesaj sayısı:
    343

    Tecrübe Puanı:
    12

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    Senaryo nedir:

    Senaryonun temeli "bir hikâye en iyi şekilde nasıl anlatılır?" sorusudur. Eğer iyi bir hikâyeniz varsa onu anlatmak için iyi bir senaryo ilk şarttır. Hitchcock'un dediği gibi "iyi bir film çekmek için 3 şey lazımdır: Senaryo, senaryo ve de senaryo".


    Senaryolar önceleri edebiyattan, sonraları tiyatrodan geliyordu. Ardından çıkan 'özgün senaryo' kavramı ise hikâyeleri sadece sinema için yazmak ve görselliği düşünen bir şekilde anlatmak anlamındadır.

    İyi bir senaryonun temel özellikleri nelerdir: İyi bir senaryonun ilk şartı hikâyenin iyi olmasıdır. Hikâye yöresel olmamalı, sınırları asmalı, tüm dünya insanlarına ulaşmalı. Hikâyenin bir çıkış noktası olmalı. Senaryo "Ben ne anlatacağım?", "Bir mesaj veriyor mu?" soruları ile kurulmalı. Burada mesajı bilgi olarak verip, altını çizip dikte etmek seyirciyi sıkmanın en kestirme yolu. Örneğin bir kıskançlık hikâyesi olan 'Raging Bull' filminde 'kıskançlık' üzerine tek bir kelime geçmez. "Hansel ile Gratel" masalı aslen sütten kesilen içerlemiş çocuğun halen ana babaya yemek konusundaki bağlılığını anlatır. Ama bu mesaj gayet iyi gizlenmiş durumda.



    Beni motive eden bir cümlem var ve bunu anlatmak istiyorum. En basit şekilde nasıl anlatabilirim? Ne olursa olsun hikâye en basit şekilde, tepeden bakıp görerek anlatılmalı. İçine girildiğinde detaylarda boğulmak çok kolay. Bazı şeyler de saklanmalı. Senaryoya koyduklarımız kadar koymadıklarımız da önemli. Bilmemek seyirciyi heyecanlandırır ve meraklandırır. Olası şeylerin söylenmesi de heyecanı arttırır. Pilota annesinin 'Aman oğlum bugün uçma kötü bir rüya gördüm' demesi gibi.



    Senaryo yazmaya nasıl başlanır:


    Senaryo yazmak, sürekli senaryo yazılarak öğrenilir. Üzerinde defalarca çalışılan ve birçok revizyonlardan geçen bir senaryo final haline ulaşır. Senaryo yazarken ekonomik olmak çok önemlidir. Ne bir fazla ne bir eksik, bir yap-bozun parçaları gibi hersek tam olmalıdır. Senaryo yazarken kural-kaide düşünülmeden önce hikâye yazılır. Gerektiğini hissettiğimiz herzeyi yazarız. Düzenli bir şekilde çalışarak hergün bir saat ayrılarak bir sayfa senaryo yazılsa bu yılda yaklaşık üç senaryo eder. Fikir almak, kişilere anlatıp onların düşüncelerini öğrenmek yapılacak düzeltmelere yardımcı olabilir. Yazarın en sevdiği kısmi bile atabilmesi gerekir.

    Tekrar tekrar yazılarak senaryo son halini alır. Ustalık öncelikle birsiyi öğrenmek, öğrenilenlerle zoru kolaylaştırmak; kolayı her gün yaparak güzelleştirmek olarak tanımlanabilir ki bu senaryo yazımı için de geçerli. Kurallara gelince, senaryoyu düzelten profesyoneller de bulunabilir. En son aşamada onlardan yardım alınabilir. Senaryo yazmanın altın kuralları: yoldan ayrılma, ana temada kal, sahneleri uzatma, seyirciyi sıkma.



    Senaryo kimin hikâyesini anlatır:


    Film kaç kişi üzerine olursa olsun, episodik olanlar yani bölümlere ayrılarak farklı hikâyeler anlatanlar haricinde, bir tek kişinin hikâyesini anlatır. Nasıl bir insanin hayati 'karakter' olabilir?


    Niye bizler hikâye olamıyoruz. Temel sebep kendimiz ortaya çıkıp 'ben şunu yaşadım ben bunu yaşadım' demek durumundayız ve bunu yapmıyoruz. Ya da hikâye olacak yaşıyor muyuz gerçekte? Tekdüze bir hayatimiz mi var? Burada söylenmesi gereken TV'nin bizlere ne olduğumuzu, sinema ne olamadığımız gösteriyor olduğu. Filmden zevk almamızın temel sebebi; yapamadıklarımızı, olamadıklarımızı, kahramanın ayakkabıları içine girerek yaşıyormuş hissine kapılmamızdır. (James Bond gibi tür filmlerini biraz ayrı tutmak gerekiyor)



    Filmimizde ana karakter, antigonist (yani kötü karakter), ana karakterin hikâyesi, ana hikâye ile tamamen ayni paralellikte gidiş gösteren 'sub story' bulunur. Ana tema dış çatışmayı anlatırken, sub story karakterin duygusal yönünü ve iç çatışmayı anlatır. Bu yan hikâye anlatılmazsa eksiklik hissedilebilir. Diyaloglar da buna göre beslenir.



    Anlatılan hikâye karakterin hikâyesi olmaktan çıkıp seyircinin kendi hikâyesi olmaya baslarsa yani seyirciler kendini ne kadar o role koyabilirse, senaryo da o kadar hedefe ulaşmış demektir. Burada seyircinin bunu kabullenmeye hazır olarak sinemaya gelmesi avantajdır.



    Karakter seçilirken sıradan olan, daha çok zorluk çekecek olan tercih edilir. Örneğin yüzüğü dağa gotürüp atmak ve amansız kötülüğe son vermek görevi savaşçıya değil ufak tefek, korkak ve evinden çıkmak istemeyen birine verilir. Zaten sonuca ulaşmak kolay olsa hikâyede olmaz. Yüzüğü alıp gotürüverse ve bir çırpıda yanardağa atsa macera olmaz.

    Aynı zamanda bir çatışma yaratılır. Başrol kızı seviyor 'evlen benimle' diyor. Cevap 'evet' olursa bu bir hikâye değildir. 'Hayır', 'noolur evlen', 'kesin olmaz', 'ölüyorum senin için', 'iyi git o zaman Kaf dağından 3 elma getir' .Böylece macera başlamış olur. Macera anlatılırken hikâyelerdeki iyi-kötü arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa, film de o kadar heyecanlı olur. İyi ve kötü farklı amaçlarla da olsa aynı hedefe koşarlar (yüzük, ask, vb). Aynı zamanda pasif karakter ile hikâye anlatılmaz. Pasif karakter dramatik etkiyi kuvvetlendirdiğinden ancak bazen etkili olur



    Dünyanın en iyi oyuncuları çocuklar, hayvanlar ve sokaktaki insanlardır. Sadece kendilerini oynarlar. 15 dakika sonra kamera ve ışıklara olan çekingenliklerini kaybederler. Örneğin Kustarika, 'Çingeneler Zamanı’nda gerçekten o hayatı yaşayan çingeneleri oynattı. 'Tanrıkent' sokak çocuklarının hayatını onların içinden çocuklarla son derece başarılı bir şekilde anlattı. Burada yönetmenin gücü çok büyük. Oyuncu ise ancak başkasını oynayınca 'oyuncu' olur.



    Senaryo hikâyeyi nasıl anlatır:

    Sinemada temel amaç inandırıcılık olduğundan, gerçekçi olma çabası gereksizdir. Gerçekçilik televizyon için geçerli bir konu. Senaryolar duyulmamışı anlatmalı ve inandırıcı bir atmosfer yaratmalı. Seyirci de zaten sinemaya inanmaya hazır bir şekilde gelir.

    Film yaparken hep bir çatışma durumu vardır. Sessiz sahne arkasından aksiyon, birbiri ardına gündüz-gece, hüzün-neşe gibi. Film hep kontrastlarla anlatılır. Örneğin bir kiliseye girildiğinde atmosferden dolayı kişilerin ruh durumu, tutumu değişir. Daha sessiz olunmaya çalışılır. Bir anda sokaktan gelen taşkın bir grubun kiliseyi basması ile atmosfer bir anda değişir. Aynı atmosferde ayni anda iki farklı durum olamaz. Başka bir örnek, ölüm haberi gelen bir düğünün bir anda neşesini kaybetmesi olarak verilebilir.



    Senaryonun anlatımının temellerinden biri dramadır. Dramayı ele aldığımızda objektif drama ya da sübjektif drama kullanılabiliriz. Objektif dramayı, tanımasak bile insanlar için üzülmek ya da endişelenmek olarak tanımlayabiliriz. Duvarda yürüyen bir bebek için tanımadığımız halde düşecek mi diye korkarız. Sübjektif dramada ise karakteri tanırız. Korkularını biliriz ve karakteri bu korkulacak durum içine koyarsak seyirce de korkar.



    Gerilimi yüksek tutmanın ve akılda kalıcılığın daha kolay sağlanması için ani bir şoktansa, seyircinin bildiği ancak karakterin bilmediği bir tehlike daha etkili olur. Bir anlık bomba patlaması yerine bir masa altına bomba koyulduğunu göstermek ve karakterin bundan habersizce sandalyeye oturulup bu masada yemek yemesi çok daha büyük ve etkili bir gerilim yaratır. Bu şekilde tansiyonun uzun süre yüksek tutulması sağlanabilir.



    Tesadüfler ancak karakterin aleyhine islerse ve hedefler zorlaşırsa seyirci inanır. Aksi taktirde hedefi kolaylaştıran tesadüfler karakteri pasifleştirir ve filmdeki gerçekçilik duygusunu bozar



    Senaryoda görsellik nasıl anlatılır:

    Bir senaryo ana fikirden yola çıkar. Senaryo yazılırken önce bunun "snopsis"i sonra "threatment"i yazılır. Yani her sahnede neler olacağı önce sadece görsel olarak anlatılır. Diyaloglar hale hazırda yazılmamıştır. Sonrasında resimlerin yetmediği yerde senaryo yazarken diyaloglar sadece gerektiğinde araya girer.


    Film çıkışında hiçbir diyalog kolay kolay hatırda kalmaz. Görsel hafızanın daha kuvvetli olması sebebi ile sinemayı sinema yapan görselliğidir. Karakteri yaptığı şeyler tanımlar. Karakter aksiyonun içine atılınca bir reaksiyon gösterir ve böylece karakteri ortaya çıkar. Hisler hareketlerle daha belirgin bir şekilde ortaya koyulur. Örneğin "senden nefret ediyorum" demektense tokat atmak daha etkili olur ve akılda kalır.



    Diyaloglar akıldan geldiği gibi konuşuluyormuş havası verilmelidir. Bir şair günlük hayatında sürekli şiirsel konuşmaz. Her insanın ve mesleğin kendi konuşma tarzı vardır. Bunları yazmak için gerekirse o insanlarla vakit geçirme ve onları konuşturup dinlemek iyi olabilir. Ancak şu unutulmamalı ki, film görseldir, temel amaç aksiyonlarla hikâye anlatmaktır ve diyaloglar üzerine kurulmaz. Diyaloglar endirekt mesajlar, gelecek, geçmiş hakkında bilgiler verebilir. Diyaloglar TV çıktıktan sonra çıkan bir şeydir. Oyuncuyu da oyuncu yapan söyledikleri değil davranışlarıdır.



    Senaryo yazılırken başka kimsenin işine karışmamak gerekir. Filmde her çalışan bir şey katar. Örneğin kameramanlara nasıl çekim yapılacağı söylenmez. Kameraman açıları, konsepti, ışığı, ekipmanları kullanarak görselliği arttırır. Oyuncuya öğüt verilmez, dekora karışılmaz. Söyle denir "1930 Karaköy'de bir otel". Gerisi yönetmen, görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni, kameraman ve diğer kişilerin halledeceği detaylardır. Mesela oda duvarının renginin ne olduğu senaryoda bir detay ve önem taşıyan bir mesele ise verilir yoksa kimsenin işine karışmaya gerek yok. Müzik, ses ve efektler de konuyu besler. Ancak senarist eğer senaryosu için özel bir anlam ifade etmiyorsa yine kullanılacak müziklere de karışmaz.



    Senaryo teknik bilgisine kimler sahip olmalı:


    Senaryodan teknik anlamda film yapan herkes anlamalıdır. Prodüktör senaryonun genel beğeniye uygun olup olmadığını bilebilmeli ki ona göre yatırım yapsın ve oynadığı bu kumarda batmasın (bir sürü para yatıracak);yönetmen senaryoyu çekerken eksikleri olup olmadığını görebilmeli; oyuncu, kameraman, ışıkçı, sesçi herkes başarılı bir film için senaryo nedir konusunda bilgili olmalı. Hollywood'da binlerce senarist ajanslara bağlı çalışıyor.


    Prodüktöre gelene kadar senaryolar birçok kez okunur ve kontrol etmeye ve düzeltmeye yönelik çalışan profesyoneller tarafından da incelenir. Anlaşmaya göre film çekilirken senaryonun kelimesine bile dokunulmayabilir ya da sadece fikir de satılmış olabilir. Bu durumda yönetmen ve yapımcı bunu istediği gibi yorumlar ve çeker.


    Film çekimi sırasında Türkiye'de yönetmen mutlak güç. Amerika'da ise prodüktörler son sözü söyler. Kendi kurgucuları vardır ve yönetmeni kurguya sokmazlar. Yönetmenler piyasaya sürülen filmlerini ancak galada görürler. Bunun sebebi yönetmenlerin gelende filmi daha uzun tutma eğilimleri ve en sevdikleri kısımları kurguda çıkartmalarının kolay olmayışıdır. Bununla birlikte bazı filmler "Director's cut" denilen yönetmenin kurgusu da daha sonra piyasa verilmekte. Yönetmenin isi kabaca takimini motive etmek, yönlendirmek, oyuncu seçmek(majorler bunun dışında tutulabilir, onlarsa star sistemi var) olarak tanımlanabilir.


    Şekil Olarak Senaryo:


    Senaryoya format olarak baktığımızda ana iki tür görüyoruz;

    1- Fransız/İtalyan formatı: Sahne tanımlarının (mekânın, iç/dış çekim, gece gündüz çekimi gibi bilgiler) senaryonun sol kısmında tanımlanırken, o sahnede geçen diyaloglar sağ tarafta yer alır.

    2- Amerikan formatı: Sahne tanımlarının sonrasında, o sahnenin diyalogları sayfanın ortasına gelecek şekilde yazılır.


    Herhangi bir resim ya da yazı formatlama (koyu yazı, altçizgili) kullanılmaz. 12 boyutunda 'Courier' font kullanılarak dümdüz yazılır. Senaryoda her sayfa 1 dakikayı ifade eder. Yani iki saatlik bir filmin senaryosu 120 sayfadır. Bundan sonraki örneklerde hep filmimizi 120 dakikalık, yani 120 sayfalık bir senaryo gibi düşünelim.

    Yapı Olarak Senaryo:

    Senaryolardaki konu yapılanmasının temelleri aslında zaman içinde aşılmış teknik bir sorundan geliyor. Eskiden sinemalarda yalnızca bir projeksiyon cihazı vardı. 2 saatlik bir film 8 bobinden oluşuyordu ve de gösterimler sırasında, bobinler halindeki filmlerin fiziksel uzunluğu ile kısıtlanan gösterimler mecburen 30 saniye ile bir dakika arasında duraklamalarla, bobinlerin değiştirilmeleri ile sürmek zorundaydı. İste bu aralarda seyircinin filmden kopmaması için her birine sekans dediğimiz bu bölümlerin sonlarına bir soru ile girilmesi sağlanıyordu. 'Simdi ne olacak?' Böylece seyirci 120 dakika meşgul edilirdi. Zaman içince projektörlerin sayısının ikiye çıkması ve ara vermeden gösterimin mümkün olmasına rağmen anlatım tarzı olarak benimsenen sekans mantığı sürdü.


    Bir senaryo üç bölümden (giriş, gelişme ve sonuç) ve de sekiz sekanstan oluşmakta. "Giriş" bölümü 30 dakika, 2 sekans; "Gelişme" bölümü 60 dakika, 4 sekans; "Sonuç" bölümü ise yine 30 dakika,2 sekans olarak görülür.


    Senaryolar hareket noktası olarak temelde 'Karakterden yola çıkan' ve 'Hikâyeden yola çıkan' olarak ikiye ayırabiliriz.



    GİRİŞ BÖLÜMÜ (30 dakika–2 sekans):

    Hikâyede ne anlatacağını anlatır. Yaratıcılık ister. Soru sorar. Motivasyonu gösterir. Burada karakter sıradan insandır.

    1.Sekans - Karakterin durumu(Aura):

    Karakterin rutin hayatında, sıradan olarak neler yapar gösterilir. Seyirciye karakter tanıtılır. Ne zaman yasadığı, kim olduğu verilir. Hatta karakterin herkesten sakladığı gizlerini seyirci öğrenirse bu paylaşım seyirciyi kendini onun yerine koymasını kolaylaştırır. Karakter kendine ait aurası içinde, güvenli ve sıcak bir ortamda hayatını yaşayıp gider. Bunun dışına ancak bir zorlama olursa çıkacaktır. Yarını göremediğimiz anda macera baslar. Karakter için çatışma yaratılır, etkenler huzuru bozmaya baslar. İste karakterin güvenlik duyduğu, sıcaklık duyduğu, mutlu yaşadığı ortam bozulunca 'maceraya çağrı' noktasına gelinir. Motivasyon gösterilir (Eksik parçayı tamamlamak, gurur meselesi yapmak, açlık, emniyet, aşk, en zayıf noktamız olan sevgiliyi ve ailemizi korumak) Bu birinci sekansın sonu olur. (Simdi ne olacak?)

    2.Sekans - Motivasyon:

    Motivasyon gösterilerek problem tanımlanır. Karakter önce gitmemeye ya da olay her ne ise yapmamaya çalışır. Problemler ve bunun sebepleri tanımlanır. Geri dönüsü olmayan noktaya gelip karar verir ve yola çıkar. Burada seçenekleri çoktur ve bunlar arasından bir seçim yapar. Karar vermesiyle hikâye baslar

    GELİŞME BÖLÜMÜ (60 dakika–4 sekans):


    Hikâyeyi anlatır. Ustalık ister. Aktivasyonu gösterir. Seyirci burada umut ve korku hisseder. Karakter hedefine ulaşsın ister ama ya ulaşamazsa kaygısını taşır.

    3. ve 4.Sekanslar - Engeller (Yükselen aksiyon):

    Bu iki sekansta engeller ve yükselen aksiyon sonucunca tepe noktasına ulaşılır. Macera iyi gider. Engeller teker teker aşılır ve sanki karakter hedefe ulaşmış gibi gözükür. Sanki film bitecekmiş gibidir. Kötü adam neredeyse yenilmiştir. Karakterin seçeneği teke düşer. Bu tepe noktası filmin yarısı ve de 4.sekansın sonudur.

    5. ve 6. Sekanslar - Düşüş:

    Karakterin iç-dış çatışmaları ve eksik bir tarafı vardır. Mutlu olduğunu sanırız ama değildir. Bu eksik taraf ortaya çıkar. Elde ettiği başarıdan hoşlanmaz ve kendi iç çatışmalarını da çözmelidir. Her şey terse döner. Dibe vurur ve hedefinden en uzak noktada 6. sekans biter.

    SONUÇ BÖLÜMÜ (30 dakika–2 sekans):

    Hikâyeyi neden anlattığını anlatır. Felsefe ister. Hedefi gösterir.

    7. ve 8.Sekanslar - Hedefe kesin ulaşma ve Mutlu son:

    Bu iki sekansta karakter gelişme bölümünde kazandığı tecrübe ile en son ve çok daha güçlü bir şekilde son savaşa girer ve kazanır. İç problemlerini çözer. Önyargılarını yener. Karakterin yola çıkarkenki hedefi de değişmiş olabilir. Karakter film içerisinde değişime uğrar ve olağanüstü durum içerisinde kendini bulur ve film mutlu sonla biter.

    Birkaç not:

    Filmde ana karakter değişim göstermektedir. Hikâyenin başındaki karakter gelişmiş, öğrenmiş ve felsefik bir değişime uğramıştır. Bu değişimi seyirciye göstermede kullanılabilen tekniklerden biri "planting-pay off"dur. Bu yöntem ile aynı kelime, hikâye ya da objeyi film içerisinde örneğin üç kere göstererek (başında ortasında sonunda gibi) bunun farklı şey ifade ettiği seyirci tarafından algılanır. "My life as a dog" filminde tahta değneklerle takla atan çocuğun ilk görünmesinin komik, ikinci görünmesinin gırtlak düğümleyici, son görünmesinde ise ağlatan olması gibi.

    • Hikâyeye dayalı senaryolarda karakter çok değişim göstermez. Öncelik aksiyondadır.

    • Filmin tamamının olduğu gibi, her sekansın, her sahnenin, her diyalogun da bir giriş-gelişme-sonuç bölümü vardır. Her sahne karakterimizin sahnesi değildir. Her sahnenin bir karakteri vardır.

    • İyi senaryo yazan biri iyi bir edebiyatçı olmayabilir. Senaryo yazmak tamamen farklı bir daldır ve edebi bir dil kullanan senaryonun gerçekçiliği azalır.

    • Biyografi çekmek zordur. İyi bir filmde biyografisi çekilen kişinin karakter olması için zayıf yanlarının da gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde ancak reklâm yapılmış olur.

    • Belgesel filmler arayıp bulur. Senaryoya dayalı filmler ise yaratır. Tesadüf yoktur ve her detay en ince ayrıntısına kadar tasarlanır

    • Tür filmleri olarak sayabileceğimiz korku, macera, bilim kurgu ve komedi filmlerinin kendine has kuralları vardır. Bu kurallara uyulmazsa o türün seyircisi tarafından film dışlanır. Burada söz ettiğimiz senaryo kurallarını barındırmazlar.

    • Çekilen senaryolar değerini kaybeder. Değer artık metamorfoza uğrayarak filme geçer. İnternette tüm çekilmiş film ve dizilerin senaryolarını bedavaya bulmak mümkün. "Temel İçgüdü" filminin rekor 3 Milyon $'lık senaryosunu bile.

    • Başarının bir manifestosu yok. Seyirciyi tanımak imkânsız. Yöntemlerle ve senaryo kuralları ile sadece riziko azaltılır. Çoğunluğun beğenisine bakılmaktadır. Burada önemli olan tüm dünyayi etkileyen hikâyeler anlatmak. Anlatılan hikâye ile dinlenilen çok farklı olabilir.

    • Alışılmamışı alışılmışın içinde aramak ve bulmak gerekiyor. Aslında herkesin bir hikâyesi var.

    • Hikâye kalpten anlatılmalı, kurguyu ise beyinle yapılmalı. İlginç karakter, ilginç hikâye, ilginç kurgu!

    • ALTIN KURAL! Bilmediğin şeyi yapma! Senaryoda gerekli olan kişilerin dünyalarının içine girerek ve de onları yaşayarak gerçekleri öğrenmek mümkün. Aksi takdirde turist filmlerin çıkması kaçınılmaz bir durum olur.

  4. #4

    boranaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sermuharrir


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    06.11.2007

    Üyelik No: 709



    Mesaj sayısı:
    343

    Tecrübe Puanı:
    12

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    SENARYO YAZARKEN

    Kuracağınız senaryonun temel özelliklerini taşıyacak olan snopsis aşamasında, aklınıza gelen ve senaryoda kullanabileceğiniz her türlü kişi, karakter ve ek materyali, bağlantıları vurgulayarak ayrı bir kağıda not etmenizde fayda vardır. Bu konuda sizin toplum içindeki gözlemleriniz, karşılaştığınız olaylar, veya bir gazete haberinden yola çıkarak hayalinizde geliştirdiğiniz sekansların büyük yardımı olacaktır.


    Mesela, bir otobüs yolculuğunda karşınızda oturan iki kişinin hoşunuza giden konuşması, bunlardan birinin tiki, lehçesi, diğerinin yaptığı espri vb, belki bu senaryo projenizde işe yaramayabilir; ama bir sonraki projenizde muhtemelen kullanabileceğiniz bir objedir. Gerçi senaryo yazımında hayal gücü önemlidir; ama hayal gücünün belli bir sınırı olduğunu da unutmamak gerekir.


    Yaşanılan olaylarda tespit edilen ilginç detaylar, ya da hiç gereksiz bir yerde aniden aklınıza geliveren ilginç bir enstantane, belki başlı başına bir konuyu kaldıracak güce sahip olabilir. Bu sebeple, bu tür bir ilginçlik yakaladığınızda, o anekdotu (küçük notlar halinde bile olsa) en kısa zamanda kağıda dökmeyi sakın unutmayın. Çünkü beyni yalayıp geçen bu tür ilginçlikler, ne yazık ki kısa bir süre sonra beyinden silinmekte, sonradan kurulması gerektiğinde tüm detaylarıyla algılanamamaktadır. (Şairler, akla geldiği anda kaleme alma işlevini en iyi uygulayan sanatkarlardır.)



    Özellikle uzun film veya dizi senaryosu yazmayı tasarlıyorsanız, senaryoda kullanacağınız bütün tiplerin isimlerini, önemli karakterlerini, olaylar içindeki yerlerini ve kişilerin birbiriyle akrabalık derecelerini önceden ayrı bir kağıda not edin. Bu not kağıdı, hem tıkandığınız yerde yeni olay geliştirmenize yardımcı olacak, hem de senaryonun başında mesela ana kahramanın dayısı olarak kullandığınız karakterin 15. sayfada aniden amca veya bacanak olarak değişimi yanlışlığından sizi kurtaracaktır.

  5. #5

    boranaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sermuharrir


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    06.11.2007

    Üyelik No: 709



    Mesaj sayısı:
    343

    Tecrübe Puanı:
    12

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    Herkes Senarist Olabilir mi?

    Yazar olmak için doğuştan yetenekli olunması gerektiği yönünde bir önyargı vardır. Gerçekten de, bazıları bu işi bizden daha iyi kıvırıyormuş ya da biz çok yeteneksizmişiz duygusuna kapılırız sıkça. Fakat bunu en iyi haliyle bir tür alçakgönüllülük, en kötü haliyle de bir bahane olarak görmek gerekir. Gerçek hayatta sıkça 'yazarız' -örneğin yalanlar uydururken ya da başkaları için çaktırmadan çöpçatanlık yaparken- ve bu 'yazdıklarımız' başkalarınca çok kereler 'yutulduğuna' göre, başlangıç için hiç de fena olmayan bir donanıma sahibizdir.


    Senaryo yazımı öğrenilebilir ve zamanla uzmanlaşılabilir bir şeydir. Önemli olan, bunun için gereken zaman ve çabayı göze alıp almadığınızdır.



    Senaryo Yazımını,Diğer Sanat Yazarlıklarından Ayıran Nedir?

    Yine de senaryo yazımını, gündelik hayatta 'yazdıklarımızdan' belli yönleriyle ayırt etmek gerekir. Senaryolar da hikâye anlatırlar, ama bu hikâyeler belli bir anlatım aracına uygun olacak şekilde yazılmak zorundadır. Bu araç da -sakın bilmiyorum demeyin!- sinema ya da diğer bir deyişle filmdir. Bu ise yazma edimini hem biçimsel hem de özsel anlamda kimi değişikliklere uğratır.


    Cyrano de Bergerac'ın umutsuz ama bir o kadar da soylu aşkını konu alan bir roman, bir film, bir radyo oyunu, bir piyes ya da çizgi roman karşılaştırıldığında, farklı bir anlatım aracının, yazma biçimini nasıl etkilediği kolayca anlaşılır.


    Örneğin piyes yazarı, mekân seçimi konusunda, roman yazarı, çizgi roman yazarı ya da senarist kadar özgür olmayacaktır. Bunun başlıca nedeni, oyunun sahnelenme/sunuluş biçimidir. Piyeste bir mekândan diğerine geçiş, sahne dekorunun değiştirilmesi anlamına gelir öncelikle. Fakat dekoru oyun süresince değiştirmek zor ve sıkça yapılamayacak bir şeydir. Öyleyse piyes yazarı, konuyu az sayıda mekânda anlatılacak biçimde yoğunlaştıracak ve işlevleri, gösterilemeyen kimi sahne ve mekânlara ilişkin 'haberler' getirmek olan yardımcı karakterler kullanacaktır sözgelimi. Diğer bir deyişle; anlatım aracının fiziksel doğası, anlatım araç ve tekniklerini de etkilemektedir.


    Aynı hikâyeyi radyo oyunu biçiminde yazan birisi ise başka türlü güçlüklerle karşılaşacaktır. Tiyatrocunun mimik ve jestlerle anlatabileceği şeyleri o, ses ve sözle anlatmak zorunda kalacaktır. Bu ise, kendine has başka anlatım araç ve tekniklerine başvurmayı gerektirecektir. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, senaryo yazarı da kendi anlatım aracı olan film ve sinemanın kimi sınırlamaları çerçevesinden düşünmek ve kurmak zorundadır öyküsünü.


    Eklemekte yarar var: Kimi düşünürlere göre, yaratıcılık tam da bu sınırlama ile mümkün olur.




    Senaryo Yazarlığının/ Sinema Dramaturjisinin İki Boyutu:

    Anlatı ve Sinematografi

    Bu bağlamda, film için öykü yazmanın, diğer bir deyişle sinema dramaturjisinin iki boyutundan söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki anlatı boyutu, diğeri ise sinematografi boyutudur. Senarist hem anlatı bilgisine, hem de sinematografi bilgisine sahip olmak zorundadır.

    Sinema Dramaturjisi, Anlatı, Sinematografi

    Senaristin öncelikle bilmesi gerektiği ve zamanla kendisinin de keşfedeceği şey, bunların birbirinden ayrılamayacak denli iç içe olduğudur. Durum böyle olunca, senaristi çifte bir görev beklemektedir.


    Bir yandan 100 yılı aşkın bir sinematografik birikimin görsel hazinesini keşfetmek ve tanımak zorundadır, öte yandan ise kökleri belki de mağara insanına dek uzanan bir anlatı geleneğinin kazanımlarını göz önünde tutmak zorundadır.


    Senaryo yazımını öğrenmek için bir yerlerden başlanacaksa, belki de en iyisi yine de "anlatı" dan başlamaktır. Senarist görüntülerle anlatır, bu doğru ama bunun için önce anlatmayı bilmek zorundadır.

    Chion, "Film senaryosu, anlatı sanatının sinemaya özgü bir uygulamasıdır" derken, 'sinemaya özgü' biçimindeki vurgusu, 'anlatı sanatı' sözcüğünün önemini kolayca unutturabilir.


    Anlatı sanatının temel kurallarını iyi bilmeyenler, onu sinemaya özgü biçimde kullanmakta zorlanacaklardır kuşkusuz.




    Bir Senaryoda Bulunması Gereken Temel Unsurlar

    Senaryo yazımında göz önünde tutulması gereken bir kaç temel unsurdan söz edilebilir :



    Kitlesellik: Çok kişi tarafından anlaşılma ve beğenilme.



    Popülerlik: Güncel sorunları hissettirme, duygusal yönden cezbetme ve asgari müştereklerde buluşma.



    Özlülük: Özlü ve somut bir yazım biçimi benimseme, sadece görülen ve işitilenler yer verme, ekranda aktarılamayan şeylerden kaçınma ve dramatik işlevi olmayan sahneleri çıkarma.



    Mantıklılık: Olaylar ve olayların sıralanışında mantıklı ve tutarlı olma, dramatik yönden kanıtlanamayan rastlantı ve olaylara yer vermeme.



    Görsellik: Görsel yönün detaylı ve somut biçimde yazılması ("Bir kez görmek, bin kez işitmekten iyidir")



    İşitsellik: Diyalog dışında, ses, müzik ve efektin olanaklarını kullanma.



    İlginçlik: Konunun ilginç olması.



    Seyirciyi göz önünde bulundurma: Önemli olan seyircinin hissettikleridir. Seyircinin olaya katılımı sağlanmalı. Ancak seyircinin olayları istediğimiz gibi algılayacağı ya da yorumlayacağı konusunda garanti yoktur.



    Gerçekçilik: Olayların gerçek haliyle yansıtılmasını ya da gerçek olaylardan yola çıkılmasını değil, filmdeki olayların izleyiciye gerçekçi gelmesi anlamında gerçekçilik.



    İnanılırlık: Somut olayların inanılır biçimde sunulması ve karakterlerin kişiliklerine uygun biçimde davranmaları.



    Didaktiklikten kaçınma: Film ders vermeye başladığında itici olur. Yargınızı doğrudan izleyiciye bildirmektense, izleyicinin bu yargıya ulaşacağı bir öykü yapısı kurun. Öğretmen parmağını sallamaktan kaçının, "Kör, gözüm parmağına" olmasın.

  6. #6

    isyankar aşık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sermuharrir


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    02.04.2008

    Üyelik No: 2070

    Konumu:
    bur@m bur@m @$k kok@n $ehir ''İZMİR'' <3


    Mesaj sayısı:
    2.327

    Tecrübe Puanı:
    2029580

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    merhaba ben selin yazdıklarınızın bir kısmını okudum senaryo yazma işi zor iştir.ve bu nickin sahibi olan arkadaşım bunu çok güzel bir şekilde yapıyor ben yazım konusunda cahilim desem tam isabet olur.deniz sana özel mesaj attım bizim cadı hakkında onları okuyuver bir zahmet
    [IMG][/IMG]

  7. #7

    *elif* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Hikaye Tasarımcısı


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    07.09.2009

    Üyelik No: 4778

    Konumu:
    Nirvanadayız biz.


    Mesaj sayısı:
    2.596

    Tecrübe Puanı:
    45

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    Bende senaryo yazma ile ilgili kendi görüşlerimi belirtmek istiyorum..Belki heveslilere yardımım dokunur ha?
    Öncelikle bence senaryonun kafada iyice oturması gerek.Yani,akla gelen her senaryo kağıda dökülmeden önce beyne oturmalı..Sonucu,ne olacağı,nasıl ilerleyeceği falan.
    Sonra,senaryonun sakin kafayla yazılması lazım.İnce ince düşünülmeli.Acemiliğimi attığımı sanıyorum..Kuzenim bana bu işe ilk başladığımda sıkılır bırakırsın nasılsa demişti.Ama ne oldu?Ben başlayalı 6 ayı geçti.Kuzenim biraz sayısal kafalı da..
    İçimde bir şeyler oluyor sanki,ilham gelince.Bir şarkının ritmine kendimi kaptırırken kanım sanki damarlarıma sığmıyor.Ya da başka bir zamanda.İlham gelince böyle oluyor bana.Yazmayı seviyorum,satırların arasına kendimi saklıyorum.Stres atıyorum !Sonra rahatlıyorum Heveslilere tavsiye ederim..Müzik dinlerken yazın,size tek tavsiyem bu !Müzik beyni çalıştırıyor mu ne ?Mesela bunu yazarken bile dinliyorum ben..Dinlemek iyidir.Birde,bölümleri yazarken acele etmemenizi tavsiye ederim.Sindire sindire..Yorum gelmemesi hiç önemli değil..Sıkmayın canınızı.Elbet bir gün gelecektir..Yorum hırsına da kaptırmayın..Sonuçta siz güveniyorsunuz kendinize ve o senaryoyu gönder tuşuna bastıktan sonra bilmem kaç kişinin bakacağını,okuyacağını biliyor musunuz?Elbette hayır !Güvenin kendinize..Çok güzel yazabilir isteyen..
    Benden bu kadar.8 tane birbirinden iyi (ne iyiii ne iyi)hikaye tasarlamış biri olarak önerilerime güveniyorum
    Güvenin kendinize....

    Dibin notu: Olumlama yapacak olursak şahsen ben, kendisine okuyucu çeken bir mıknatısım. En değerli varlığımım, aşkımımım falanım yani. (Bu tamamen motive amaçlı yazılmış bir dip nottur.)

  8. #8

    *burcak* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Hikaye Sever


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    07.01.2009

    Üyelik No: 3381

    Konumu:
    YÜREĞİMİN GÖTÜRDÜĞÜ YERDE


    Mesaj sayısı:
    149

    Tecrübe Puanı:
    7

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    Nereden baksanız 4 senedir yazıyorum senaryo..
    Senaryo yazmaya başlayınca gerçekten bu işi istiyor musunuz ona bakın..
    Hevestir geçer konusu değil..
    Hikayeyi kendi kafanda bitirmek önemli..
    Sonunu bilince başlarsanız, senaryo yazmak hiç zor değil aslında..
    Mesela benim yaptığımı yapabilirsiniz..
    Dışarıda ve ya herhangi işiniz var ama aklınızda sürekli hikayeler dönüyor..
    Benim gibi not edin bir yere..
    Şuan telefonum telefon değil, senaryo yumağı sanki..
    Aklıma ne gelirse yazıyorum..
    Ondan sonra sakin kafayla hikayenizin oluştuğunu göreceksiniz..

  9. #9

    Anestezi. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Hikaye Avcısı


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    09.06.2010

    Üyelik No: 7353

    Konumu:
    Kehanet ~ Sevgili Günlük.


    Mesaj sayısı:
    61

    Tecrübe Puanı:
    6

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    Bende böyle yapıyorum.
    Aklıma gelen şeyleri bir kağıta not ediyorum.
    Sonra onları okuyorum ve birleştiriyorum.
    Sanki hepsi birer zincir parçasıymış gibi.
    Birleşiyorlar ve ortaya güçlü birşey çıkıyor.

    ''Be not afraid of greatness: some are born great,
    some achieve greatness and some have greatness thrust upon them.''

  10. #10

    tubaverda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    -YORUMSUZ-


    Durumu
    Offline

    Üyelik tarihi:
    20.08.2011

    Üyelik No: 10974

    Konumu:
    sakarya


    Mesaj sayısı:
    142

    Tecrübe Puanı:
    15

    Ynt: SENARYO YAZMA TEKNİKLERİ


    kendi kendime senaryo yazarım.ama bilmediğim ne kadar çok şey varmış
    teşekkürler.

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Kardeş Siteler ve Dost Bloglar

Bizim facebook - Bizim twitter - Kenan İmirzalioğlu